Sayfalar

 



Tanıtım 


'Yanacağını bile bile ateşe yürür müydün?''


Aşk mı? Ateş Ataman’a göre sadece aptal bir duyguydu?


Evlilik mi? Hayatının sonuna kadar bekâr kalabilirdi.


Beklediği kişi mi? Elbette onun küçük planının bir parçası olacak kız bir başkasıydı. Ama yanlışlıkla odasına giren kişi Derin’di.


Fakat Derin, erkeklerle ilgili bir liste yapıyor olsaydı, Ateş Ataman’ın adını kesinlikle o listenin en başına yazar ve üzerini de kırmızı kalemle işaretleyerek “Asla Yaklaşma!” yazardı.


Ve yanlış zamanda belki de en doğru yerde olan Derin’den sonra artık hiçbir şey ne Ateş ne de Derin için eskisi gibi olmayacaktı!

İNTİKAMA BİR KALA - YORUM

 



Tanıtım 

Yusuf’un çoğu insan gibi monoton olan hayatı dost bildiği arkadaşının ihanetiyle tepetaklak olur. İşlemediği bir suç yüzünden hapishaneye düşen Yusuf artık eski Yusuf değildir. Onu sırtından vuran dostundan intikam almak için akıl almaz planlar yapar. Genç adamı hayata bağlayan, hayatta tutan tek şey vardır artık: İNTİKAM. Yapmayı planladığı, dostunu can evinden vuracak feci intikamı hayata geçirmek için önce kaçması oldukça zor olan hapishaneden firar etmesi gerekmektedir.

Yusuf hapishaneden kaçmayı başarabilecek mi? Kafasında tasarladığı intikam planını hayata geçirebilecek mi? Gelin hep birlikte Yusuf’un bir günde altüst olan hayatına yolculuk yapalım ve bu hikâyeye hep birlikte tanıklık edelim.


IŞIĞIN GELDİĞİ YER - YORUM

 



Tanıtım 


Işığın geldiği yere bakmalı insan, karanlığın saklayıcı gölgesine değil.  Karanlıktayken gördüğü cılız ışığı güneş sanıp kanmamalı, ona kapılıp hayal kurmamalı. Kurduğu hayaller suya düşmekle kalmaz, kendi de düşer peşinden, boğulur.


En iyisi yol yakınken ışığın kaynağına koşmalı. Esas olanı bulmalı.”


Baba sevgisi yoksunluğuyla küçük bir kasabada büyüyen Esra hayatı boyunca mutsuz olacağına inandığı için kendini karanlığa hapsetmiştir.


Esra babasının da zoruyla fazlasıyla kıskanç ve sert bir adam olan Yusuf ile evlenince bu karanlığa iyice gömülecek mi yoksa ışığa ulaşmanın bir yolu var mı? 


Wattpad’de Kasaba Güzeli ismiyle 11 milyon okunma sayısına ulaşan Işığın Geldiği Yer, geçmiş ne olursa olsun geleceği kendi elleriyle yaratıp güzel bir hayat ve aile inşa edebilme umudunu anlatıyor.

KIZGIN TAVADA AŞK - YORUM



TANITIM 


Bu, bir masal ya da efsane değil…Bu, sadece bizim kızgın tavada pişen aşk hikayemiz…Benim tek aşkım mutfağımdı. Sonra bir gün o mutfağa bir kız giriverdi.Sonra usul usul kalbime de…Ve ben hem kendimi hem de aşka kapalı olan kalbimi ondan saklayamayacağımın farkına vardım.


ADI GÜZELİM - YORUM

 


TANITIM


Bazen, bazı şeylerden kaçmak için dünyanın bir ucuna gitmen gerekir. Yaşamak istemediklerini arkanda bırakır, emanet bir bavulla yola çıkarsın. Bir süre her şeyden kurtulduğunu da sanırsın. Ben de öyle yaptım, can arkadaşımın pembe bavuluyla yollara düştüm ve değil memleketimden, ülkemden kilometrelerce uzağa gittim. Gerçi benimkine pek de kaçmak denemezdi, daha çok babamın zorlamasıydı ama…

Neyse, gittim ve bir süre boyunca kafa dinleyeceğimi, geride bıraktığım sorunlarla yüzleşmeyeceğimi sandım. Elbette ki yanılmıştım, sorun tam burnumun dibinde, kaçtığım yerdeydi. İnsanın kaderinden kaçmasının imkânsız olduğunu da vakti geldiğinde anlayacaktım… Sırtımda inadım, boynumda tahtadan yapılma kolyem, parmağımda – aşkın anlamını bilmediğim zamanlarda yapmış olsam da – yara izim, tesadüfü sonuna kadar yaşayacaktım…

GÖKTEN ÜÇ ELMA DÜŞTÜ- YORUM



TANITIM

Gökten bir elma düştü ve yer çekimi kanunu icat edildi.

Gökten iki elma düştü ve turta keşfedildi.

Gökten üç elma düşünce ise peri masalları başladı.

Benimkisi kesinlikle ters tepti!

 

Nil Volkan’la aynı çatı altında çalıştığı her güne lanetler yağdıran, lafını esirgemekten kaçınmayan deli dolu bir magazin fotoğrafçısıdır. Yeni bir haberin peşine düşen Nil’in ortağı Volkan’dan başkası değildir. Ne ava giderken avlandıklarını ne de karşı konulmaz bir şekilde aşkın içine düştüklerinden bihaberdirler. Onları bekleyen olaylar karşısında tek yapabildikleri birbirlerine daha fazla bağlanıp körkütük aşık olmaktır.

ONARILMIŞ - YORUM



TANITIM

Ben Savannah Miller. Tutsaktım, kurtarıldım… Kurtuldum… Hayatın bana gösterebileceği tüm kötülükleri yaşadım. Babamın, kardeşim dediğim en yakın arkadaşımın ihanetiyle yüzleştim. Kaçırıldım, tacize uğradım, nefes bile alınamayacak yerlerde tek başıma yaşadım; delirmemek için hayata tutunmam gerektiğini öğrendim. Bebeğimi kaybettim. Arkadaşım gözümün önünde öldürüldü. Ve ben mücadele etmeyi seçtim, kaybetmeyi değil. Ben hayata tutundum, aşka tutundum ve doğmamış bebeğime inandım.
Şimdi tüm yaralarımı sarma zamanı...

 Kolay olmayacağını bile bile direndim. Aşkıma güvendim, onun sıcaklığı beni ayakta tutmaya yetti ve en önemlisi kendime güvendim.  Yeni bir hayat için yeni yerler seçtim, geçmişimi unutmak için kaçtım tüm sevdiklerimden. Ailemi kaybettiğimi sanıyordum; oysa gerçek ailemin kaçtığım insanlar olduğunu anlamam çok da zor olmadı. Geçmişimi kabul ettim, dostlarıma, aşkıma ve bebeğime sarıldım.
Ben Savannah Miller; onarıldım.
“Bana  normal bir an yaşattığın için teşekkürler. Seni seviyorum.”


PARÇALANMIŞ - YORUM



TANITIM

Ben Savannah Miller. Özel Kuvvetler’den Cole Logan’a deliler gibi âşığım. Onu kaybetmemek adına kendimi tehlikeye attım. Bunu yaparken kendimi hiç sorgulamadım ama sorgulamam gereken başka şeyler olduğunu fark ettim. Ailem, arkadaşlarım, inandıklarım…

Cinayetler gördüm, işkenceler gördüm, kaybetmeyi öğrendim ve kazanmak için bedel ödemem gerektiğini…
Evet, ben Savannah Miller. Seçimlerimden ben sorumluyum ve her zaman inandığım şeyler için cesur olmayı hayat bana bir kere daha gösterdi. Aşkın nelerin üstesinden geleceğini öğrendim, aşkın her dibe vuruşta beni nasıl ayakta tuttuğunu öğrendim. Hayatımdaki tüm kirli ilişkileri şimdi bir bir çöpe atma zamanı dediğimde hâlâ kendimi bulma çabasındayım.
“Seni seviyorum, Cole, canımı en çok acıtan da bu.” Savannah Miller




KIRILMIŞ - YORUM



TANITIM


“Her zaman düşebilirsin, Savannah, çünkü seni yakalayan ben olacağım.” – Logan
 
Ben Savannah Miller. Babam New York’un Belediye Başkanı. Yirmi yedinci doğum günümden bir gün sonra, biri beni arkamdan yakaladı. Kafama çabucak bir çuval geçirildi ve bildiğim her şeyden uzağa kaçırıldım. Dövüldüm, aç bırakıldım, hayvan muamelesi gördüm ve penceresiz bir odada yaşamaya mahkûm bırakıldım. Zamanın nasıl geçtiğini anlama şansım ve onurum kalmamışken, sonunda umudumu kaybettim ve her şeyi bitirmek için kendi kendime bir söz verdim. Maalesef bu ağır işleyen bir süreç olacaktı. Sonra bir gece, seçkin bir grup asker beni kurtarmaya geldi. Beni güvenli bir yere götürdüler ve bana iki seçenek sundular:
 
•Onların himayesi altında kal ve kurallarına uy…
•Oradan ayrıl ve bir hafta içinde yeniden o vahşilerin eline düş.
 
Ben birinciyi seçtim. Bir terapistle görüşüp, çektiğim cehennem azabını irdeledikçe her şey yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başlıyor. Yeni arkadaşlarım ve olası bir aşkın yardımıyla, hayatımı geri almak için mücadele ediyorum ve geleceğimi sonsuza dek değiştirecek seçimler yapıyorum. Bu benim hikâyem.



SUYA YAZILAN HAYALLER - YORUM



TANITIM

Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ve gerçek aşkın küçük bir umut ışığı olduğu Friday Limanı dünyasına hoş geldiniz…

Friday Limanı’nı evi olarak gören üç Nolan kardeşten biri olan Alex Nolan da diğerleri kadar karamsar ve alaycıdır. İçki şişesinin yardımıyla içindeki şeytanlarla savaşmakla ve kendi cehenneminde yaşamakla meşguldür. Sonra bir gün karşısına bir hayalet çıkar. Onu sadece Alex görebilmektedir. En sonunda aklını mı kaçırmaya başlamıştır?

Zoë Hoffman doğuştan romantiktir. Yakışıklı Alex Nolan’la tanıştığında, bütün içgüdüleri ona kaçmasını söyler. Alex bile ona kaçmasını söyler. Ama Zoë bir şekilde, geçmişin hayaletlerinin kırık bir ruhta yeniden nefes alabileceğine, dahası aşkın boyutların ve mantığın ötesine ulaşabileceğine Alex’i inandıracaktır…



AŞKIN SON YANKISI - YORUM




TANITIM

Gizemli ve harika bir yer olan Friday Limanı’nda yaşayan cam sanatçısı Lucy Marinn, ihanetin en acı şekliyle neye uğradığını şaşırır: nişanlısı Kevin, Lucy’yi onun kız kardeşi Alice için terk eder. Lucy’nin terk edilmekten dolayı duyduğu üzüntü, aşk hayatında daha önce de sürekli hatalı kararlar almış olduğunun bilinciyle daha da katlanır. Yeni ilişkisi Lucy’nin ailesi tarafından sertçe reddedilen Kevin ise, San Juan Adası’nda bir bağ işletmecisi olan arkadaşı Sam Nolan’dan Lucy’yi “tavlayıp” onu gevşetmesini, öfkesini dindirmesini ister. 

Fakat Sam ve Lucy birbirlerine âşık olurlarken, sorunlar ortaya çıkar. Kevin bazı konularda şüphecidir; Lucy de hayatındaki bu yeni ilişkinin olmaması gereken bir şekilde başladığı kanaatindedir. Aşk, sadakat, eski alışkanlıklar, hatalar ve yeni başlangıçlar tekrar keşfedilirken, Lucy hayatta bazı şeylerin paramparça olduktan sonra bile yepyeni ve muhteşem bir hale getirilebileceğini öğrenir.



LAVANTA KOKUSU - YORUM



TANITIM

“Kader farklı zamanlarda, farklı insanlara, yarım kalmış aynı yaşamı sunabilir miydi?” Bazen sadece bir kutunun içinde gizleniyordu hayat.”

Yazarın ilk kitabı olan Lavanta Kokusu 1800’lü yılların sonunda tiyatrolarda sahne alan ünlü sihirbaz Basco ve Lucia Di Lammermoor Operası’nın yıldız sopranosu Eleni’nin yarım kalan hikâyesinin, dört farklı kuşağın kaderinde tamamlanışını konu alıyor.

Tebrizli bir aileden gelen Laneh ve Fransız yazar Marcel’in yollarının kesişmesiyle başlayan hikâye, gelgitlerle dolu bir aşkın ortasında geçmişin sayfalarını aralamayı başarıyor.
Antalya’dan Tebriz’e uzanan hikâye; insanın korkularının ve cesaretsizliklerinin geçmiş ve gelecek arasında yaşanan gelgitler olduğu algısını kırarak, ruhlarımızı yoran asıl gelgitin “yaşanan” ve “yaşansa nasıl olurdu” diye sorgulanan iki geçmiş arasında yaşandığından yola çıkıyor.


“Lavanta Kokusu”, Fars edebiyatının ünlü şair ve yazarlarının uyuduğu “Şairler Mezarlığı”ndan, insanı bambaşka bir zamana sürükleyen nakş sanatına, bir tiyatro sahnesinden, iki bin yıllık büyüleyici Aspendos Antik Tiyatrosu’na, Hadrianus Kapısı’ndan Antalya Kaleiçi’nin arnavut kaldırımlı sokaklarına uzanan sürükleyici bir hikâye ve lavantaların arasına saklamış bir aşk sunuyor okurlarına.



AZİZ ARİF - YORUM



TANITIM

“ Yeter bu kadar kendine yabancı durduğun. İçinde çürüyen ne varsa at gitsin. Ezberlediğin tüm yenilgilerden sıyrıl. Kırılan ne kadar umudun varsa, yeniden tut bir ucundan. Kırık dökük olmadan önceki halini yeniden bul. Hatırla kendini. Ama unut sana öğretilen her şeyi. Seni boğan herkesi...
Yeniden başla. Yeni bir anın içinde, yeniden doğ. Yeniden renklen, yeniden canlan, yeniden kendine bak.  İçindeki boşluk başkasının değil, senin yokluğun. Sen sadece kendine hasretsin.
Hadi kalk ayağa !!!


AZİZ ARİFgenç bir kadının arınma ve kendini yeniden bulma yolculuğu... Karaköy'deki Aziz Arif Pansiyonu'na yerleşen Lavin, burada kendi geçmişiyle hesaplaşıp, yeni bir hayata başlamaya hazırlanırken;  yan odasında kalan sessiz bir adam  ilgisini çekmeye başlar. Zamanla sekiz numaralı odaya girip, sessiz adamın dünyasının kapısını aralamak için dayanılmaz bir istek duyar. Ve Aziz Arif 'le karşılaşır. Lavin'in hafızası tersine döner. Karanlık bir sırrın içinde cesareti sınar. Çünkü Aziz Arif Pansiyonu pek de masum bir yer değildir.



SİZE HİÇ SÖYLENMEMİŞ AMA BİLMENİZ GEREKEN HER ŞEY - TANITIM




TANITIM


🛸Parçalar büyüleyici olabilir... Peki ya büyük resim yıkıcıysa, parçaların büyüsü ne kadar önemli olabilir ki?

Hiçbir şey bilmekle ya da bilmemekle ilgili değil aslında, hakikati algılayıp algılayamamakla ilgili... Akıl sağlığı ya da delilik, “algıyla” tanımlanır, gerçekle değil... İnsanlık tarihi “deli” ya da “tehlikeli” olarak damgalanmış ancak ölümlerinden sonra yaşadıkları zamanın çok ilerisinde olduğu fark edilmiş dehalarla dolu...
Delilik de, akıl sağlığı da sabit değildir. Bilgi geliştikçe hepsi değişir. Bir mağara adamına Ay’a gitmenin mümkün olduğunu söylediğinizde, size “deli” der. Modern insana Ay’a gitmenin mümkün olmadığını söylediğinizde yine “deli” damgasını yersiniz. İşte insanların en zayıf özelliği, geçmiş ve gelecek arasındaki bu inanılmaz bilişsel uyumsuzluktur. İnsanlar eskiden beri, söyledikleri sonradan doğru çıkmış olanlarla hep alay etmişlerdir. Bugün de durum hiç farklı değil...


Aylarca uluslararası çok satanlar listesinde kalmayı başaran İNSANOĞLU AYAĞA KALK kitabının yazarı David Icke’ın kaleme aldığı SİZE HİÇ SÖYLENMEMİŞ AMA BİLMENİZ GEREKEN HER ŞEY adlı bu devasa yapıt, yepyeni bir bilginin değil, çağın ötesinde bir algının kapılarını aralıyor. Bilgiyi altüst ederek, hakikatin üzerindeki kalın sanrı perdesini kaldırıyor.


• Dünya nasıl bir yakın geleceğe hazırlanıyor?
• “Tek Dünya Devleti” projesi hayata geçmeye hazır mı?
• Küresel sistem nasıl değişecek?
• Milyarlarca insan tek bir devletin çatısı altında nasıl yönetilecek?
• İnsanlığı nasıl bir gelecek bekliyor?
• Bir grup insan, daha şimdiden küresel finansı, devletleri ve medyayı nasıl kontrol ediyor?


Mikroçip takılmış insan nüfusunun, tek bir güç tarafından anbean bir gestapoyla kontrol edilip yönetilmesi ideası, artık bir Amerikan filmi senaryosu değil örtülü bir hakikat...
George Orwell’ın 1948 yılında kaleme aldığı 1984 adlı romanındaki sarsıcı kurgu, yeni dünyada hayata geçmek üzere. Üstelik bu yolda hayli önemli adımlar atıldı bile. 🛸





SEVDA YANIĞI - YORUM




TANITIM


Geçmiş anıların ardında gizlenen yıkık dökük bir aşk masalı…
 
Yıllardır hiç bıkmadan usanmadan bir adamı sevmenin zorlu yollarından geçmişti, Yasemin. Öyle bir haldeydi ki bu sevgi bir hastalık gibi tüm bedenini sarmıştı. Dopdolu sevip, bomboş hayallerle tek başına kalmıştı. Oysa aşk, fazlasını isterdi daima. Onun kalbi de fazlasını istiyordu, kırılacağını bile bile…
Sevilmekten ve sevmekten fazlasıyla uzaktı, Okan. Onun hayatında bunlardan daha önemli şeyler vardı: İşi ve ailesi. Ve hayatındaki bu önemli şeylerin arasında hiçbir zaman Yasemin’in sevgisine yer yoktu. Olmamıştı, olmamalıydı. Ama nereden bilebilirdi geçmişin böylesine acı bir şekilde yeniden gün yüzüne çıkacağını…
 
Bir kadının sevmeyen bir kalple savaşı, bir adamın çok sevilmeyle imtihanı…




SATILIK - YORUM



TANITIM

Her aşk kendi sınavıyla cebelleşir.
Devran ve Hüzün…

Onların yolu bir bar kapısında kesişti. Kader hiç ummadıkları anda, hiç ummadıkları bir yerde onları bir araya getirdi. Hayatın karşısında yeteri kadar kırılan kalpleri yeni bir serzenişi daha kaldırabilecek miydi?
Hüzün’ün korumak istediği kalbi, Devran’ın hayatını karmaşalar içine sürükleyen sırları vardı. Pis bir barın üst katında sahip olduğu kızın hayatının bilmecesi olacağını hiç hesaplamamıştı.
Sırlar ortaya çıktıkça değişen hayatlara, her aşkın kendi içinde verdiği savaşlara şahit olacaksınız.

“Sana sahip olmak hayatımda yaptığım tek doğruydu. Söylemesi biraz tuhaf olsa da, hayatım boyunca satın aldığım en güzel hediyesin.”

“Sen benim başıma gelen en güzel yanlıştın. Seni Seviyorum Devran… Mutluluk benim için senin dudaklarının arasında ve sen bu gece sadece beni sevdiğini fısılda…”




ÇÖL RÜYASI AŞKIN GÜCÜ - YORUM



TANITIM

İstanbul’dan Dubai’ye uzanan aşk ateşi yakmaya devam ediyor. Ve Çöl Rüyası serisi şaşırtıcı bir sonla bitiyor.
Serap ve Omar artık çok mutlular, Dubai’deki kraliyet davetine katılacaklar.
Ama Omar’ın geçmişi bir türlü peşlerini bırakmıyor. Serap bir rüyadan uyanıyor. Ya da bir kâbustan...
Aşkın için özgürlüğünden vazgeçer misin?



ÇÖL RÜYASI AŞKIN GİZEMİ - YORUM



TANITIM


Omar’ın aşkı , cennet mi yoksa felaket mi?
Serap bir rüyayı yaşıyor, masmavi gözlerinde kendini kaybettiği Omar’a “evet” dedi. O artık Serap Al-Ahdal. Sahibi olduğu otellerin, köşklerin, sarayların sayısını bile bilmiyor.
 
Ama bu rüyanın üzerinde kapkara bulutlar dolaşıyor ve Serap’ın kafasındaki sorular bir türlü yok olmuyor.
 
Omar’ı gerçekten de tanıyor muyum?
Dubai’den neden dönemiyoruz?
O zarfı kim gönderdi?
Her şey yalan olabilir mi?



ÇÖL RÜYASI AŞK ATEŞİ - YORUM


TANITIM

“Dünyaları versen beni satın alamazsın.” Dedi Serap. “Yerinde olsam bu kadar büyük konusmazdım.” Dedi Omar. Omar hiç reddedilmemisti, Serap hiç bu kadar asagılanmamıstı. Ama ask atesi, İstanbul Boğazı’ndan bedevi çöllerine... ikisini de yaktı.



SENİ SEVERKEN - YORUM


TANITIM

Karşılıksız Bir Aşka Ömrünüzü Adayabilir Misiniz?
 
Deniz, kendini bildiğinden beri âşıktı Ateş’e. Tüm geçmişini dolduran ve geleceğin bile silemeyeceği bir aşka emanet etmişti kalbini. Onun için nefes almak demek, Ateş demekti. Ne yıllar vazgeçirebilmişti onu sevdasından, ne de sevdiği adamın başkasına ait olduğunu bilmek… Her geçen gün umudunu yitirse de, kalbinin pusulası hep Ateş’i gösteriyordu. Peki, vazgeçmemek, çok istemek yeter miydi hayallerin gerçek olmasına?
 
Ateş, mükemmel bir yaşama sahip olduğunu düşünürken yanılmıştı. Hiç beklemediği bir anda hayatının yönü değişmiş, bir yaprak gibi savrulmuştu. Kendine yeni bir düzen kurmaya çalışırken, içinde yanan ve yandıkça daha da büyüyen nefret duygusuyla baş edebilecek miydi?
 
Kalbinize dokunacak bir aşk hikâyesi okumaya hazır mısınız?