BEYAZA TUTSAK - YORUM


Tanıtım Bülteni

Hazan ve Hakan...

Hayatın acımasız pençesine takılmış iki kardeş.... Et ve tırnak gibiydi ikisi. Birbirlerinden bir an olsun ayrılmazlardı. Ancak zamanla, büyüdükçe araya bambaşka bir engel girdi: Uyuşturucu... Bu beyaz illet kardeşinin ruhunu esir alırken hiçbir şey gelmiyordu elinden Hazan'ın. Gün geçtikçe ismi siliniyordu bu yaşamdan. 

Ancak Hakan'ın başına gelenlerden sonra tekrardan yazdı baş harflerini inadına hayata. Fedakârlık kalbinde gün geçtikçe köpürdü, yerini yasak duygulara bıraktı. Araf'tayken Cennet'te, Cennet'teyken Cehennem'de buluverdi kendini. Ve bunun sebebi, kaybolduğu o safir mavisi gözlerin sahibiydi... Hazan kardeşini kurtarmak için girdiği bu yolda hiç beklemediği duygularla karşılaşıp geçmişindeki acıları başkasının karanlığında silebilecek miydi? Bu amansız oyunda beyaz siyaha mı bulana-caktı? Yoksa siyah beyazla mı buluşacaktı? Peki, beyazın yanında siyaha yer var mıydı?


Yazarı: Ecem Altınok
Çevirmeni : -
Orjinal Adı: -

Yayınevi : Olimpos Yayınları
Goodreads Puanı: 3.83

Seri Sıralaması: -
Safa Sayısı: 319







Tanıtım yazısını okuyunca farklı bir kurgu beklemiştim, ama pekte umduğumu bulamadım açıkçası, bu yazarın ilk kitabı farklı bir hikaye yaratmak istemiş, ben aklındakilerle onların yazıya dökülmüş hali arasında dağlar kadar fark olduğunu hissettim,hikayenin biraz daha üzerine gidilseydi daha iyi olabilirdi eminim..

Kitabın kahramanları, Ailesini bir trafik kazasında kaybetmiş ve küçük yaşta yetimhane ile tanışmış iki kardeş,hayatın zorluklarından mıdır yoksa genlerinde mi bozukluk var bilemiyorum ama iki kardeşte birbirinden dengesizdi, Hakan uyuşturucu bağımlısı,sevgilisi sayesinde alışmış bu illete, kız kardeşi Hazan kullanmıyor ama onun kafası doğuştan dumanlı gibi geldi bana :))

Kitabın girişinde kızın gereksiz cesaretine hayran kaldım,yani yağmurdan kaçmak için doluya tutunmak üzere olacağı bariz belli olan bir mekana girmekteki saçma ısrarını anlamadım, sanki dışarıda Sibirya soğuğu var, ne çabuk ıslandın ne ara dondun,bul bir tente gir altına derdin ne :)


Özellikle mekanda karşılaştığı yabancıyla olan rahatlığı pek bir görülmeye değerdi,dakika bir gol bir durumu oldu,elindeki kahveyle koltuğa yayıldığında,birazdan bir el tavla atarlar dedim içimden :))

Yani velhasıl,giriş kısmını pek sevemedim,tanışma olayı hem hızlı hemde,mantıklı gelmedi bana,adamın o andan itibaren kızın peşinden, Meleğim,benim masum meleğim,diye dolaşmasını da anlamadım,yahu hangi arada tanıdın :))

Erkek karakterimiz Aral, bazıları onun için Ölüm Meleği lakabını kullanıyormuş,ben bunu hak edecek bir şey yaptığını görmedim,Aral'ın duygularını okuyamıyoruz maalesef son sayfalara kadar, hakkında tek bilinen uyuşturucu satıcısı olduğu,yatı,katı olduğu, oysa ben daha güçlü bir karakter görmek isterdim,adam tam bir gizem ama bu gizem beni çekmedi,hayran bırakmadı,ve hiç merak ettirmedi :)

Karakterlerin ikinci karşılaşmaları,Hazan'ın kardeşi Hakan için uyuşturucu aramaya çıkma seferinde oluyor,bence akıl dışı bir durumdu, neymiş hastaneye yatarsa,kardeşini elinden alırlarmış,ondan başka kimsesi yokmuş,neymiş efendim zaten kardeşi de tedaviyi istemiyormuş,Hazan da en etkili yolu seçmiş,kardeşi için uyuşturucu satın alıp ona enjekte etmeyi...

Ve bilin bakalım kimden alıyor uyuşturucuyu Ölüm Meleğinden, tabi Aral ikinci tesadüfi karşılaşmalarından sonra kızımıza bir teklifte bulunuyor, hikaye bu döngü üzerine kuruluyor..

Hazan'ın Aral'ın kendisine sunduğu teklifi kabul etmesi için,geçerli hiç bir nedeni yoktu,başta kardeşi için yaptığını söylediği fedakarlık aslında kendisini kurtarmak için yapılmıştı, birinin ona sahip çıkması hoşuna gitti ki bence burada bencillik ön plana çıktı maalesef..

Bence Hazan, yazarın göstermeye çalıştığı gibi çokta masum biri değil,tabularını yıkmaya pek bir meraklı,bana daha çok, başına bela arıyormuş,tehlikenin sınırlarında dolaşmayı seviyormuş gibi geldi.. Sürekli iki Hazan var beyninde, biri iyi,diğeri kötü olan ve Hazan başından beri şunu söyledi iç sesinde " Artık kötü kız olmak istiyorum" iyi de niye,yani kötü kız olunca Hawaii'ye tatile mi gönderiyorlar,Dünya'nın altın anahtarını falan mı sunuyorlar derdin ne anlamadım ki :))

Yani olmadık mekanlarda rahat dolaşan,beş dakika önce tanıdığı bir kızla barlara giden,kardeşinin hayatını kurtarma şansı varken yanında kalması için bencillik eden,Aral'ın kendisine yaptığı teklife sinirlenen ( adamın karşısına geçmiş elindekini istiyorum ama param yok ne önerirsin) diyen bir kadına , öyle bir adam ne önerir allah aşkına) bir git Hazan ya yeme beni masum ayağıyla :))


Şahsen yazarın çıktıkça diğer kitaplarını da okumak isterim,kalemi daha iyi olacak bunu hissettiriyor..

PUANIM




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder