DUYGU - YORUM


Tanıtım Bülteni

 Anne sıcaklığı, baba emniyeti olmayan bir dünyada ayakta kalmaya çalışan kırılganlık abidesiydi Duygu. Üç yoldaşı vardı onu taşıyan. "Develerim" derdi onlara. O develer ki İstanbul'un en arızalı tipleriydi. Her ne kadar bela makinesi olsalar da Duygu için tek bir gerçek vardı;

"Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı." 

Ve hayat onlar için bir duadan ibaretti. İyiyim…iyiyiz… biz hep iyi oluruz. Güçlü olmayı en zorlu yollarda öğrenmiş dev bir çınardı Sedat. Hayatta yorulmuş, aşktan ?çoktan vazgeçmişti. Yüreğini ördüğü çelik duvarlar arasına saklamış acımasız bir adamdı o. Acılarla ?atılmış düğümlerin arasında filiz verebilir miydi aşk? Meleği şeytana döndürüp, şeytanın ruhunu ele ge
çirebilir miydi aşk?

(Tanıtım Bülteninden)



Yazarı: Işıl Parlakyıldız
Yayınevi : Müptela Yayınları
Goodreads Puanı: - 4.34
Seri Sıralaması: 1/3
Safa Sayısı: 661








"Duygu " gereksiz gördüğüm ve eklenmese çok daha iyi olurdu dediğim bir kaç olaylı sahnesi dışında favorilerim arasında yerini aldı :)

Romanımızın kahramanları Sedat, Bekir ve Ali yani namı diyar " Develer " Sır" serisinden sonra zaten psikopata bağlamıştım,bu seri de üzerine tuz biber oldu :)

Kitabı bu kadar sevince, hatta bayılınca, oldukça uzun bir yorum yapmak farz oldu, ayrılamıyorum develerden ne yapayım :)

Bu develer, istanbul'un en sözü geçen Mafyalarından biri , gittikleri yere namı kendilerinden önce gidiyor , ama öyle uyuşturucu, kaçakçılık işlerine bulaşmış bir mafya düşünmeyin,onların derdi sadece kötülerle, bizimkiler daha çok canlarını yakanlarla uğraşıyor , peki ne mi yapıyorlar, onlar genellikle, kafaya sıkar, kol bacak kırar, bilimum işkenceler yapar,sevdiklerinin peşine bir koruma ordusu takar, onlara yan gözle bakanı haşat eder , hele birde laf atmışsa, şahadet getirtir gözlerini bile kırpmadan kafasına sıkarlar :)))

( gülüyorum valla normal değilim) 

Ama şimdi haklarını yemeyelim, bizim develer aynı zamanda tam bir aşk adamı, sevdiklerinin gözlerinde kaybolur, onlar için dünyayı yakarlar, kolları en kötü kabuslarınızı, en güzel rüyalara çevirir, benimsin dedilermi iş biter ,sizi onların elinden alacak tek şey azrail'dir, gerçi o bile cesaret edebilir mi emin değilim :)

Kadın karakterimiz Duygu, kendisini çok sevdiğim yerlerde var, bu kadar mala bağlamasan ne iyi olurdu dediğim yerlerde :)

Develerin, Duygu için anlamı şu cümlede gizli " Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı "

Duygu'nun babası savcı, sürekli tehdit alan biri ve bir gün kızı bu nedenle kaçırıyorlar, kız o zamanlar 17 yaşında, adamlar öyle işkenceler yapıyor ki okudukça içiniz yanacak, Sedat yani namı diyar Sado, Duygu ile bir kez karşılaşmış çocukluğunda, Savcı bir olaydan dolayı Sedat'ı tanıdığı ve sevdiği için kızının doğum gününde onu evlerine getirmiş, küçük bir anı ama Sedat'ın kafasına yıllarca kazınmış bir anı :)

Sedat, Duygu'yu ilk gördüğü andan itibaren, onu ve ailesini sürekli yakın takipte tutuyor , yıllar geçip kendi namı yayıldıkça güçlü biri haline geliyor, ama Duygu içinde yer etmiş bir kere..

Sedat kızın kaçırıldığını öğrendiğinde ,koca bir orduyla memleketin altını üstüne getirip kızı buluyor , ama aradan tam iki ay geçmiş,babasını kızın gözü önünde işkenceyle öldürmüşler,bu arada kız insanlıktan çıkmış ,vücudundaki işkencelerden, tanınmaz halde, ama Sedat en kötüsü yaşanmadan onu buluyor ,bu üç deve kızın o halini görünce hayat bir anda hepsi için değişiyor , kız o andan itibaren ailedeki yerini çoktan alıyor, zaten Sedat'ın kıza olan aşkını sağır sultan duymuş, yıllarca biriktirmiş içinde Duygu'yu..

Yaşananlardan sonra kızın annesi de intihar edince ,kızı yanlarına alıyor bu üç deve ve ortaya seyirlik bir aile çıkıyor, bir araya geldiklerinden sonra tam yedi yıl geçiyor,hikaye bu yedi seneden sonra başlıyor ama flashback'ler le eskiye dönülüyor, bizde geçmişlerini o şekilde öğreniyoruz , sadece kızın değil develerin de geçmişi bayağı sancılı, zaten birbirlerini bulmaları bu acılardan kaynaklanıyor, Sedat'ın kıza karşı davranışları öyle güzel ve inanılmaz ki kızı adeta hayata yeniden döndürüyor, bu arada bizimkiler kıza çok düşkün, yürürken ayağı takılsa asfaltı sökecekler o derece :)



Yukarıda Duygu için mala bağladığı dediğim yerler,bu yedi sene içerisinde olanlar : ) yani bu adam, sen gördüğün işkencelerden adım atamaz, ellerini bile kullanamaz haldeyken , aylarca seni elleriyle besledi, kucağında tuvalete taşıdı, seni kendi elleriyle yıkadı, sen karanlıkta yatamadığın için kollarında uyuttu,sana sarılmadan kokunu almadan güne başlamadı , canom dedi başka bir şey demedi, ama sen hala onun sana aşık olduğunu anlamadın, yedi sene yahu yuh derler adama :))

Yazar bu arada bir Deniz karakteri yaratmış Duygu'nun patronu , patronu dediysem kız işe gelirken takipte çıkarken takipte,Sedat topla eşyalarını dediğinde anında hazır, o derece bağlı develerine, ama aşkı bir türlü kafasında kuramıyor Sedat kim ben kim dercesine :)

Deniz ve Duygu'nun yakınlaşma sahnelerini ve finale doğru Deniz in yaptıklarını fazla gereksiz ve saçma buldum, okuyunca yada okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklar, yani sen Duygu, Sedat nefes aldığı sürece hayattasın, o yoksa kendini köprüden atacak kadar ona bağımlısın, aldığın nefesi bile onunla birlikte alıyorsun , üstelik geçmişte yaşadığın işkencelerin bıraktığı arızalardan dolayı hala arada koynunda uyursun, adamın kolu çizilse kendi kolunu kesersin, başına bir iş gelecek diye yemekten aştan kesilirsin, iyi de peki bu Deniz ne alaka anlamadım :)

Diğer develerden Bekir, Sedat'ın yani Sado'nun sağ kolu , çocukluğundan beri teyze kızına olan aşkından deli divane olan bir adam laz Bekir, Duygu'yu babam diye sever, ama aşkına, laz kızı Selma'sına bir tülü kavuşamaz, kız onun olmazsam ölürüm der, ama eli silahlı ailesi vermem diye inat eder :)

Diğer bir deve Ali yani Ali'm Sado'nun sol kolu, oda Duygu'ya ölür o derece , Çirkin diye severler kızı, onu ilk buldukları zaman kız o kadar tanınmayacak bir haldeydi ki Ali'm şakadan kız sen ne çirkin bir şeysin dediği günden beri bu lakap kalır kızın üzerinde, Ali'm çok çapkındır nerede akşam orada sabah, ama sonlara doğru bir başı bağlanıyor ki Arnavut Ethem'in kızıyla evlere şenlik, tekme tokat bir aşk o kadar yani :))

Kitapta eğlenceli sahneler oldukça fazla, küfürlü konuşmalar beni hiç rahatsız etmedi, ayrıca erotik sahneleri yazar ne abartmış, ne de üstün körü geçmiş, her şey olması gerektiği gibi :)

Bekir ve Selma'nın Trabzon düğünleri, Alim'i katil edecek olan Aslı, Dursun'u Durmuş'u Hacer Anası, Levent'i derken inanılmaz bir kadro var, hepsi evlere şenlik, her sahnesi ayrı bir zevk, ayrı bir hüzün ,ayrı bir mutluluk, ve AŞK :))


ALİ'M YORUM İÇİN - Tık Tık


BEKİR YORUM İÇİN - Tık Tık


PUANIM







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder